Son yıllarda seri katillerle ilgili haberler neden azalmış durumda? Radford Üniversitesi’nin derlediği kapsamlı veritabanı, 1980’lerde zirve yapan bu korkutucu cinayet türünün günümüzde neden hızla azaldığını bilimsel verilerle açıklıyor.
Seri katiller, edebiyat ve sinemada korkutucu karakterler olarak öne çıksa da, gerçekte bu tür suçlar giderek daha nadir hale geliyor. Küresel ölçekteki en büyük suç veritabanları, 1980’lerde korkutucu bir zirveye ulaşan seri cinayetlerin 2000’li yıllarda neden hızla düştüğünü ortaya koyuyor. Tüm bunlar, 1990’larda Radford Üniversitesi’nden Michael G. Aamodt’ın öğrencilerine verdiği bir ödevle başladı ve zamanla Florida Gulf Coast Üniversitesi’nin katkılarıyla büyük bir dijital arşive dönüştü. Bu çalışma, suç dünyasının karanlık tarafını detaylı bir şekilde rakamlarla gözler önüne serdi.
FBI, seri katilleri “farklı zaman dilimlerinde iki veya daha fazla cinayet işleyen kişiler” olarak tanımlıyor ve bu tanıma uyan suçluların büyük bir kısmı ABD’de yoğunlaşıyor. 1900 yılından günümüze, dünya genelindeki seri katillerin yaklaşık yüzde 67’si Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösterdi. Bu oran, sadece küçük bir nüfusa sahip bir ülkenin korkunç istatistiklerini gözler önüne seriyor ve bu durum kriminologları daha derinlemesine araştırmalara yönlendiriyor.
Ayrıca, cinsiyetler arasında suç işleme motivasyonları açısından önemli farklılıklar var. 1900’lerin başlarında seri katillerin üçte biri kadınlardan oluşurken, günümüzde bu oran yüzde 6 seviyelerine kadar düştü. Kadın katiller genellikle maddi kazanç amacı gütmekte ve kurbanlarını aile üyelerinden seçerek zehirleme yöntemine başvurmaktadır. Erkek katiller ise genellikle aile dışındaki yabancıları hedef alır ve cinayetlerini ateşli silah veya fiziksel şiddet kullanarak işlerler; bu tür suçların arkasındaki motivasyon ise genellikle “kişisel haz” olarak kaydedilmektedir.
Peki, 1980’lerde yüzlerce kurbanın verildiği bu dalga nasıl son buldu? Uzmanlara göre bunun tek bir sebebi yok. Gelişen teknoloji, kolluk kuvvetlerinin tespit yöntemlerini önemli ölçüde geliştirdi. Mali suçların ve sigorta dolandırıcılıklarının sıkı takibi, katillerin “seri” unvanını alacak sayıya ulaşmadan yakalanmalarını sağladı. Toplumun değişen yaşam dinamikleri de bu suçlar için uygun ortamı ortadan kaldırdı. Eskiden yaygın olan otostop çekme, çocukların sokaklarda yalnız dolaşması veya yabancılara kontrolsüz yardım etme gibi davranışlar yerini daha temkinli bir sosyal hayata bıraktı. Ayrıca, ABD’deki şartlı tahliye yasalarının sıkılaşması, geçmişte bu tür suçlara meyilli kişilerin sokaklara geri dönme olasılığını önemli ölçüde azalttı.
Sonuç olarak, teknolojik izleme ve artan güvenlik bilinci, seri katil kavramını yavaş yavaş geçmişin karanlık sayfalarına gömüyor.