3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Basın Konseyi tarafından organize edilen “Basın Özgürlüğü Ödülü” sahiplerini belirledi. Bu yıl ödül, gazeteciler Timur Soykan ve Şule Aydın ile Onlar TV ekibinden Murat Ağırel, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’na, ayrıca Merdan Yanardağ ve Tele2 emekçilerine verildi. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, açılış konuşmasında Türkiye’nin basın özgürlüğündeki olumsuz gelişmeleri istatistiklerle gözler önüne serdi. Türkiye’nin 2002 yılında 99. sırada yer aldığı RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler) endeksinin 2026 yılında 163. sıraya gerilediğini, yani son 24 yılda tam 64 basamak düştüğünü belirtti. Türenç, Türkiye’nin endeks haritasında “çok ciddi durum” kategorisinde, Sudan ve Irak’ın altında, Yemen ve Rusya’nın ise üstünde konumlandığını dile getirdi.
‘GAZETECİLERİ HAPSETMEK SİSTEMATİK ENGELLEME’ Gazetecilere yönelik sabah baskınları, ev hapsi ve gözaltı uygulamalarını “sistematik engelleme” olarak nitelendiren Türenç, 2022 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda “sansür yasası” olarak bilinen düzenlemenin gerçek gazetecileri yıldırmaya yetmeyeceğini savundu. Gazze’de 220’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de hatırlatan Türenç, “Gazeteciden örgüt de çıkmaz, gazeteciden casus da çıkmaz” sözleriyle durumu özetledi.
‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRASİ İÇİN KRİTİK’ Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, basın özgürlüğünü demokrasinin temel bir unsuru olarak tanımladı. Otoriter rejimlerin iktidara gelir gelmez ilk olarak bu “bekçiyi” etkisiz hale getirmeye çalıştığını vurgulayan Türmen, AİHM’in ifade özgürlüğünü yalnızca kabul gören düşünceler için değil, devleti ve toplumu rahatsız eden görüşler için de güvence altına aldığını aktardı. Hukukçu Dr. Kerem Altıparmak, somut davalar üzerinden Türkiye’deki hukuki uygulamaları analiz etti. Epstein belgelerinde adı geçen bir iş insanına dair haberlerin milli güvenlik gerekçesiyle engellenmesini, Leman Dergisi’nin kapatılmasını ve gazeteci İsmail Arı’nın tutukluluk durumunu örnek vererek, bu davalarda suçun birinci koşulunun bile karşılanamadığını belirtti ve “Hukuk bir araç olarak kullanılıyor” ifadesini kullandı.
‘HAPİSHANEDEN SESLENİYORUZ’ Ödülü üç gazeteci adına alan gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu, konuşmasına ‘kelebek ve ateş’ metaforuyla başladı. Terkoğlu, “Ateşe uzaktan bakanlar onu ışık olarak görür, biraz yaklaşanlar ise ısı olarak tanımlar; ancak ateşin üzerine korkusuzca yürüyenlerin kanatları yanar ve gerçeği yalnızca o bilir, artık anlatamaz” diyerek, “Ateşin içinde olan arkadaşlarımız hapishanede” ifadeleriyle, ödülü tutuklu gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı’ya adadı.