2022 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

Akçay, TBMM Genel Kurulu’nda 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerinde yaptığı konuşmada, 3,5 yılını tamamlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, parlamenter sistemdeki siyasi istikrasızlıklara son verildiğini, darbe ve vesayet müdahalelerinin tarihin tozlu raflarına kaldırıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin; yönetimde istikrar, temsilde adalet; güçlü yasama, güçlü yürütme; demokratik uzlaşma, siyasi istikrar; denge ve denetim mekanizmaları üzerine inşa edildiğini dile getiren Akçay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle siyasi istikrarın sağlandığını ve güçlü yürütme-güçlü meclis hedefine ulaşıldığını söyledi.

Bu sistemin demokratik meşruiyet temelinin yüzde 50+1 olduğunu vurgulayan Akçay, “Yürütmenin yüzde 50+1 gibi yüksek bir nispetle temsil edilmesi milli iradenin güçlü bir şekilde tahkim edilmesini sağlamıştır. Bu durum, dünyaya emsal teşkil edecek bir demokrasi modelidir.” dedi.

Türkiye’nin, küresel para simsarlarının saldırıları ve dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ekonomide çok çetin bir mücadele verdiğini belirten Akçay, küresel para simsarlarının; kur silahıyla, dış ticaret tehditleriyle, yüksek faiz dayatmasıyla, kasıtlı not indirimleriyle Türkiye’yi defalarca hedef aldığını ve almaya devam ettiğini vurguladı.

Koronavirüs salgını nedeniyle artan küresel belirsizlik ve enflasyon kaynaklı sıkıntıların farkında olduklarını dile getiren Akçay, Türkiye’nin, arz ve maliyet yönlü yüksek enflasyonla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Akçay, “Dolar başta olmak üzere, döviz kuru beklenmedik şekilde artmıştır. Bu nedenle; gıda fiyatları başta olmak üzere fahiş fiyat artışları gözlenmektedir. Vatandaşlarımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıları biliyoruz, artan döviz kurlarından kaynaklı şikayetlerin farkındayız.” değerlendirmesini yaptı.

Enflasyon ile mücadelenin, arz yönlü yaklaşımı da içeren ekonomik tedbirlerle başarılacağını dile getiren Akçay, “Bu doğrultuda, para ve maliye politikaları uyum içinde sürdürülmeli ve enflasyon tek haneye indirilmeli ve indirileceğine de inanıyoruz. Hükümet doğru bir ekonomi politikası uygulamaktadır. Mevcut ekonomi politikaları üzerinden polemik yaratmak, ‘bittik, tükendik, mahvolduk’ demek felaket tellallığıdır.” diye konuştu.

Sanayi yatırımları ve ihracatın rekorlar kırarak arttığını; ekonomik büyümedeki artışın, ihracat performansındaki rekor yükselişin, sanayi üretimindeki tırmanışın, Türkiye’nin salgından kaynaklı türbülanstan güçlenerek çıktığını gösterdiğini aktaran Akçay, Türkiye’nin, düşük faiz, yüksek yatırım, üretim, istihdam ve ihracat yoluyla büyümeye devam edeceğini bildirdi.

– “Hangi dağda kurt öldü?”

Makroekonomik göstergelerdeki gelişmelerin gurur ve umut verici olduğuna dikkati çeken Akçay, “Enflasyonun kaynağı doğru tespit edilerek ve Türkiye faiz yükünden kurtulmalıdır. Yüksek faizden kademeli şekilde vazgeçilerek; yatırım, üretim ve istihdamın arttırılması ve ithalatta bağımlılığın azaltılması temel politikamız olmalıdır.” dedi. Akçay, şunları kaydetti:

“Sadece dolar kuru ve faiz üzerinden değerlendirmeler yaparak ekonominin battığını iddia etmek; yalandır, kara propagandadır. Bazı odaklar, döviz kurundaki ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan suni dalgalanmaları istismar etmektedirler. Adeta zil takıp oynamaktadırlar. Zil takıp oynayanlar, dış güçlerin yerli işbirlikçileridir. Bu odaklar; kur, faiz, fiyatlar genel düzeyindeki dengesizlikler üzerinden manipülasyon üreterek vatandaşlarımızı karamsarlığa, umutsuzluğa ve sokakların kör karanlığına çekmeye çalışmaktadır.

Ekonomideki ihracat, istihdam ve üretim verileri gayet iyi iken, piyasalardan olumlu veriler gelirken ne oldu da dolar bir anda 13,7 TL’ye yükseldi. Hangi dağda kurt öldü de haberimiz olmadı. Milli çıkarlarımıza sahip çıkmanın bedelini suni döviz artışıyla ödetmeye çalışıyorlar. Terörle mücadelemizin rövanşını kur üzerinden almaya çalışıyorlar. Faiz lobilerinin döviz operasyonları, sinsice faiz kulisi yapan IMF’ci odakların kaos yaratma hayali boşunadır.

Doların yükselmesi tamamen psikolojik algı operasyonları neticesinde olmuştur. Kriz ortamı yoktur. Sanayi ve tarımda üretim devam etmekte, ticaret işlemektedir. Hiçbir fabrika işçi çıkarmamıştır. Aksine, istihdam artmaya devam etmektedir. Türkiye; binlerce yıllık devlet ve medeniyet birikimini çağdaş politik bir vizyona kavuşturmuş, bölgesel ve küresel bir aktördür. Türkiye, kendi gündemine hakimdir. Türkiye, milli ekonomisini mutlaka inşa edecek, küresel ekonomiye insanı merkeze alan bir model sunacaktır.”

– “Hesaplaşmanın farkındayız ve geri adım atmayacağız”

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, küresel salgın koşullarının devam ettiği süreçte ekonomide olumlu gelişmelerin yaşandığını ifade etti.

2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 7,2; ikinci çeyreğinde ise yüzde 21,7 oranı ile 1999’dan bu yana elde edilen en yüksek büyüme rakamına ulaşan Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında Birleşik Krallık’ın ardından 2. sırada yer aldığını belirten Bülbül, “2021 yılı üçüncü çeyrek itibarıyla ülkemiz 7,4 oranında büyüme göstermiş, yıl sonunda ise büyümenin en az yüzde 10 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir. Yeni ekonomi programına göre 2021 yılı sonu için yüzde 4,3 olarak öngörülen bütçe açığı beklentisi revize edilerek 2021 yılı sonu bütçe açığının yüzde 3,5’in altında bir oranla kapatılacağı tahmin edilmektedir. Bu durum Türkiye’nin dünyanın birçok ülkesine göre güçlü bir kamu maliyesine sahip olduğunu göstermektedir.” değerlendirmesini yaptı.

Yüksek faizin üretim ve istihdama dayalı ekonominin dostu olmayacağını düşündüklerini, yatırımların ve istihdamın artması için özellikle arz cephesinden bir rahatlama meydana getirebilmek için faizlerin düşürülmesini önemsediklerini aktaran Bülbül, “Ekonomimizin faiz ve kur sarmalına hizmet eden lobilere fırsat vermeden, üreterek büyümesi noktasında yatırımcılarımız ülkesine güvenmeli ve yapılacak olan yatırım girişimleri de devletimizce desteklenmelidir.” dedi.

“Bittik, mahvolduk” edebiyatıyla Türkiye’yi itibarsızlaştırmaya çalışan gönüllü iş birlikçilere inat, Türkiye’nin artan kapasitesi, etkin dış politikasıyla Afrika’dan Asya’ya bütün dünyada güçlü hamlelere imza attığını dile getiren Bülbül, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin kapasitesindeki artış kuşku yok ki kendisine yönelen tehdit ve tehlikeleri çok boyutlu ve çok katmanlı hale getirmektedir. Müttefiklik ve hatta stratejik ortaklık ilişkisi içinde olduğumuz ülkeler başta olmak üzere ülkemizin hak ve menfaatlerine, güvenlik önceliklerine karşı düşmanca faaliyetler artarak devam etmektedir. ABD ve AB ülkeleri tarafından ülkemize adeta büyüyen bir tehdit gözüyle bakılması, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Cumhur İttifakı’na yönelen tahammülsüzlük oldukça dikkat çekici ve endişe verici bir hal almıştır. ABD Başkanı Biden’ın Cumhurbaşkanımızı devirmek için her şeyi yapacağını, muhalefetle doğrudan ilişkiye geçeceğini söylemesinin ve bu doğrultudaki faaliyetlerinin arka planı budur.

CAATSA yaptırımlarının, F-35 Projesi’nden çıkarılmamızın, sınırlarımızda terör örgütlerinin ağır silahlarla küstahça destekleniyor olmasının nedeni budur. Emperyalist anlayışıyla dünyada mazlumları inim inim inleten Fransa Başkanının Müslümanlara, Türkiye’ye karşı attığı küstah adımların da nedeni budur. Afrika’da samimi, adaletli bir ülke ve siyaset ortaya koyan Türkiye’nin nüfuz alanının genişletmesinden duyulan rahatsızlığın, kaygının nedeni budur. Terörist Ermenistan yönetiminin gözünü kırpmadan Azerbaycan’daki sivil yerleşimleri 900 kiloluk harp başlıklarıyla yok etmeye çalıştığı Karabağ Savaşı’nda işgalci ve soykırımcı Ermenistan’a koşulsuz destek verilmesinin nedeni budur.

Yunanistan’ın Türkiye’ye Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinden baskı yapmasının, NATO müttefiklerimiz ABD ve Fransa’yla Türkiye’ye karşı savunma iş birliği anlaşmaları yapmasının, Yunanistan’ın adeta ABD üssü haline gelmesinin arkasında yatan mesele, bu bilinçaltıdır. Türkiye’nin ve Türk milletinin güçlü olması, bu zihniyetin temsil edildiği ülkelerin kabusudur. Onlara göre Türkler paramparça olup, Anadolu’dan sökülüp atılmalıdır. Aksi takdirde oyunları deşifre olacak; mazlum milletleri, güçsüz devletleri, arzu ettikleri sömürü düzenini sürdüremeyeceklerdir. Bizler bu mücadelenin ve hesaplaşmanın farkındayız ve sonucu ne olursa olsun geri adım atmayacağız. Sadece dış güçlerle değil onun yerli iş birlikçileriyle de seve seve mücadele etmeye hazırız ve bu mücadeleyi hakkıyla da gerçekleştireceğiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.